7 Mayıs 2009
Başucu kitaplarımdan Erich Shiffmann’ın Moving Into Stillness’ı yine elime düştü bugün ve…..
Yoga’yı Sessizliğe yolculuk olarak tanımlıyor Erich Shiffmann “Moving Into Stillness” kitabında. Gerçekte kim olduğunu deneyimlemek için bir yolculuk… Yoga çalışması meditasyon çalışmasıdır – veya içsel bir dinletidir – duruşlar içinde ve meditasyon sırasında, ve de günlük yaşantıda.
Her an içsel rehberi dinlemektir ve duyduklarınızı yapabilecek kadar cesur olmaktır.
Modern Dünya’da büyümek ve Yoga hakkında
Modern dünyanın görselleri sesleri kokuları ve ritmiyle dikkatimiz hep kendimizden başka yerlere çekilir. Nerdeyse bir an bile Erich Shiffmann’ın bahsettiği bu sessizlik içinde kendimizle kalamayız, kalmamız teşvik edilmez zaten bu modern düzen içinde. Bunun nesi yanlış derseniz… Yanlış olan modern dünyanın nimetleri olan korkular, şüpheler, önyargılar, kıskançlıklar, karmaşalar ve utanç duygusuyla yaşamaya mahkum olmamızdır. En önemlisi de gerçekte kim olduğumuzu tüm bunlar zannetmemizdir.
Egosu tam gelişmemiş küçük bir çocuğa kendi resmi gösterilip kim olduğu sorulduğunda, cevabı “ben” olmaz, kendine verilen ismi söyler resimdekini tanımlamak için. Bu çocuk hala gerçek halini deneyimlemektedir, bedeniyle özdeşleştirmez kendisini, anı yaşar. Yani büyüklere benzemeye başlamamıştır henüz, o yüzdendir ki 2-3 yaşına kadar çocuklar öyle bir ışık saçarki herkesi kendilerine çekerler, onlarla vakit geçirirken müthiş keyif alırsınız ayrılamazsınız yanlarından, hep dokunmak istersiniz, mutluluk ve huzur kaynağıdır çocuk çünkü andadır, sizi de oraya davet eder varlığı.
Doğduğumuz andan itibaren bize yakıştıralan sıfatlar o kadar çok ki, ve küçük çocuk her denilene inanır, neden inanmasın ki, herkes kendinden çok emindir “kötüsün”, “iyisin” “çalışkansın”, “güzelsin”, “çirkinsin”, “kendinden utanmalısın”, “gurur duymalısın” dediğinde. Neticede çocuk büyümeye başlar ve kendini tanımlayan bu yorumlardan bir “ben” yaratmaya başlar. Fakat o kadar çok çelişkili yorum gelmektedir ki… Bir süre sonra bünye alışır çelişkiler içinde anı yaşamaya, normali bu olmuştur artık, hayat acılarla doludur zaten, yapılacak bir şey yoktur. Alışır sabah uyandığında başka yerde olma hayali kurarak güne başlamaya, yaptıklarından dolayı suçluluk duymaya, keşke daha fazla/daha az/daha güzel… demeye, kısaca içindekiyle dışardakinin sürekli olarak çelişmesine alışır.
Tek yol olmasa da Yoga anı tecrübe etmeye ve bizi gerçekte kim olduğumuzu deneyimlemeye davet eden en etkili yollardan biri. Şimdi, Yoga denildiğinde anladığınız karmaşık hareketler yapmak ve bağdaş kurmaktan ibaretse biraz daha geriye gidelim. Yoga’nın pek çok kelime anlamından bir kaçı “birleştirme, bütünleştirme”dir. Gerçek “Ben” ile bütünleşme hali yani, çelişkilerin esaretinde deneyimlediğimiz ben değil. Yoga çalışmasındaki bu bütünleşme sürecinde nefesin ve fiziksel bedenin nasıl kullanıldığından daha sonra bahsedeceğim. Meditasyon veya Sesiz Oturuş’ta bakışı içeri çeviririz, endişeleri, korkuları, önyargıları ve utanç duygusunu en dış katman olarak düşünün ve bunlardan daha derine bakın, o eşsiz Ben’e, gerçekte kim/ne olduğunuza, sadece sizin gidebileceğiniz sessiz ve dingin Ev’inize. Buradayken, (bazen bir an için bile olsa) yoğun sevgi ve açıklık deneyimlenir. Esas anı yaşamaktan kastedilen budur… Gerçek Ben’i deneyimlediğinizde, diğer herkesin deneyimlediği gerçek Ben de deneyimlenmiş olur aslında, sınırlar kaybolur, yoğun sevginin aktığını hissedersiniz, evrensel enerji olarak tanımlandığını duymuşsunuzdur belki bunun. Kalp açılır… Oldukça kişisel bir deneyim gibi hissedilse de, evrenseldir aslında, egonun sahiplenmesi durumunda solup gidecek kadar bize ait olmayan bir deneyimdir.
Düzenli çalışma ve ısrarlı kendini araştırma ile ilk başlarda anlık girip çıktığın Ev’inde sadece sessiz oturuş esnasında değil günlük yaşantı sırasında da daha çok kalmaya başlarsın. Dürüstçe izlemeye başladığında yakalarsın kendini ve başkalarını yargıladığın her anı, işte çalışma burada başlar, böyle anlarda gerçekte kim olduğun bilgisini davet ettiğinde.
Yoga duruş çalışması hareketli meditasyondur o zaman, bedeni aktif olarak meditasyona katmaktır, nefes de bedenin taşıyıcısıdır. Yoga matında nefes, beden ve gerçekte kim olduğun araştırmasının sınırları kaybolur. Yoga matından bu bilgiyi gerçek hayata taşımak daha pratiktir, kendiliğinden gerçekleşme ihtimali daha yüksektir, ne de olsa beden en sık ve rahat şekilde kullandığımız dünyayı deneyimleme yollarımızdandır. Yoga çalışması fiziksel anlamda da sıkıntıdaki bedeni bütünlüğe götürür, zekasını geliştirir. Fiziksel canlılık, güçlü ve esnek kaslar, gelişmiş bir postür ve denge yan ürünler olarak kalır bize.
Yoga’lı günler dilerim…