İstanbul’da Latifeler…

December 19th, 2009

-

-

Diamond Logos Öğretileri

‘Lataif’

dlt

13 – 14 Mart `Yeşil ve Sarı Latife`


çalışmaları Emilio Ankur Mercuriali sunacaktır.

Hayat özümüz ile tecrübe edildiğinde daha gerçek olur ve böylece biz de daha gerçek oluruz.
Öz ile yaşanmış bir gün bir ömre bedeldir.

‘Latifelerin’ içine doğru bir yolculuk başlattık. Sufi geleneğini temel alan bu sistem Faisal Muqaddam tarafından günümüz diline uyarlanmıştır.

Latifeler varlığımızın canlı özellikleridir. Deneyimlenip hayatımızla bütünleşebilecek hallerle ve belirli renklerle ilişkilendirilirler.

Geçtiğimiz haftalarda bu yolculuğa ilk kapıları Beyaz, Kırmızı ve Siyah Latife’ye açarak başladık… Diamond Logos öğretilerindeki bir sonraki kapı ilerleyen haftalarda ‘Yeşil ve Sarı Latife’ ye açılacaktır, hepinizi aramızda görmek isteriz.

Yeşil Latife:

Merhamet Latifesi. Egomuzun yapısına dair derin bir anlayış ve merhamet geliştirmemize izin verir. Merhamet gerçeğin yaralara ulaşmasına izin vermektir. Bu üzüntüleri ve kırgınlıkları meydana çıkartır ve şifanın hayat bulmasını sağlar.

Sarı Latife:

Neşe Latifesi. Neşe hafiflik, haz, keyif, mutluluk ve tatlılık getirir. İçimizde parıldayan güneştir. Neşeyi genelde arzularımız tatmin edildiğinde yalnızca kısa bir süre hissederiz. Fakat Sarı Latife’de neşe varlığımızı keşfetmiş olmanın tatmini ile gelir. Hayat eğlenceli bir maceraya dönüşür.

Emilio Ankur Mercuriali
xx
xx
Emilio Ankur Mercuriali has been working with Faisal Muqaddam as student and friend for the last 12 years.
His spiritual journey started with Osho at the age of 17.
After Osho’s death he has been with other teachers like Ramesh Balsekar, Barry Long and Dongzar Rinpoche.
He has also been a facilitator in the Path of Love process and exposed to the S.E. Trauma resolution work with Diane Heller.
Influenced by the teaching of Gurdjieff, in his work he includes the understanding of the Sufi enneagram and of the teachings of Maurice Nicoll.
www.essenceofself.net

Rezervasyon Bilgileri

Ücret : 240 YTL (Her worshop için)

Yer:Yogatime stüdyosunda sizi ağırlayacağız. Krokiyi linkte bulabilirsiniz. Adres: Halaskargazi Cad. Hüseyin Hilmi Paşa İş Hanı No:153 K:1, Şişli

www.yogatime.com.tr/contact.php

Saatler:  10:00–13:00, 14:30–17:30

Rezervasyon: diamondlogos.turkey@gmail.com adresine email atabilirsiniz ya da aşağıdaki numaralardan bize ulaşabilirsiniz.

Ektala Didem Çaylak 0532-461 48 36

Mada Ustaömeroğlu 0532-424 91 38

Öğle yemeği:

Organik vejeteryan öğlen yemeği menüsü almak isteyen katılımcıların bize email ile geri dönmelerini rica ediyoruz. Yemek kişi sayısına göre bireysel paketler halinde getirilecek olduğundan sınırlı sayıda menünün bulunacağını hatırlatırırz.(Yeşil Mutfaktan).  Fiyat her öğlen yemeği için 20.-YTL`dir.

Notlar:

İhtiyaç duyanlar icin Türkçe tercüme yapılacaktır.

Workshop sırasında rahat kıyafetler giyilmesini ve o workshopun rengini içeren bir kıyafet seçmenizi tavsiye ederiz. (Cumartesi- Yeşil, Pazar-Sarı)

Seminer sırasında yerde meditasyon sandalyelerinde oturulacaktır. Özel ihtiyacı olanlar için az sayıda normal sandalyemiz mevcuttur.
Not almak isteyebilirsiniz, not defterinizi getirmeyi unutmayın.

Diamond Logos çalışmaları ile ilgili daha fazla bilgiye http://www.diamondlogos.com adresinden ulaşabilirsiniz.

x

Erich Shiffmann – Sevgi

May 7th, 2009

erich32

Başucu kitaplarımdan Erich Shiffmann’ın Moving Into Stillness’ı yine elime düştü bugün ve…..

Yoga’yı Sessizliğe yolculuk olarak tanımlıyor Erich Shiffman “Moving Into Stillness” kitabında.

Yoga gerçekte kim olduğunu deneyimlemek için bir yolculuk… Yoga çalışması meditasyon çalışmasıdır – veya içsel bir dinletidir – duruşlar içinde ve meditasyon sırasında, ve de günlük yaşantıda.

Her an içsel rehberi dinlemektir ve duyduklarınızı yapabilecek kadar cesur olmaktır.

Devamı için “Modern Dünyada Büyümek ve Yoga” yazısına bkz. (sağda)

erichbook1

Eski Datça

May 1st, 2009

dscf4100dscf3878dscf3959dscf4046

Eski Datça Köyü’nde güzel taş evler insanlar papatyalar…

Papatyalamak diye bir fiil olsaydı bu cümle başka bir anlamlı olurdu… Cümlelerin bitirilemediği kadar huzurlu ve zamanın esneyip uzayıp biçim değiştirdiği Datça’da Nisan ayında papatyalamak diye bir kavram varmış ona tanık olduk. Şen yürüyüşler sırasında papatya denizlerine dalındı, polenden sarhoş olundu taşkınlaşıldı, taş sofralarda nefis zeytinler yenildi, Knidos’un binlerce yıllık hafifliği ile çıldırıldı. Özellikle Karabaşlar ve Narpız çayları bol bol tüketildi… Sahilde delik taşlar bulunup toplandı ve yuvaya biriktirildi. Can Yücel Sokakta oturan arkadaşım ShuShu Hanım sağolsun benimle enfes bahçesini ve kedisini paylaştı bir hafta boyunca, elimden tuttu bütün köyle tanıştırdı beni. Yine gidicem yine gidicem…

Datça yolcularına önemli notlar:

  • Karabaş otundan alına ve kurusundan çay demlene, her derde deva… Pazar yolunun karşısındaki amca 2 saniye daha uzun kalıp sepetindeki otlara bakarsanız elinize bir kağıt tutuşturuyor Karabaş ile ilgili, okuyunuz…
  • Narpız diye enfes bir ot var, yabani naneymiş (diyenler oldu) ama naneden daha tatlı daha aromatik, sıcak suya bırakınca nefis bir çaya dönüşüyor anında, ağızda muhteşem bir tad bırakıyor. Köyün kahvesinde içilebilir. Hareketsiz duran kahve demirbaşı 3-4 köylü amca ile birlikte bütün gün  kahvede oturup Narpız yudumlayasınız gelse de kanmayın günler sayılı ise çıkın dolaşın civar köyleri, koyları…
  • Çay deyince, bir de Dağ Çayı var sıcak suda çok estetik gözüküyor dalları, ve de elbette kekik çeşitleri çay yapmak için, hepsinden tatmak lazım…
  • Çaylar yine yerel ballarla içilsin, hepsi çok güzel. Harnup (keçi boynuzu) pekmezi aldık, taş harnup değirmenini çevirdik boyumuzun ölçüşünü de aldık bu şekilde.
  • Köyden indim Datça’ya olursanız, akşamüstü kahvesi ve tatlısı için mutlaka ama mutlaka Mocca (pizzası da nefis dedi Shu Hanım).
  • Akşam hala Datça’daysanız yemek Reşat’da yenir gibime geliyor. Hani sohbet şahane yemek bahane diyeceğim ama tam öyle değil, yemekler de şahane (olmalı), hele ki bir yumurtalı brandy sosu var, Reşat’ın özel tatlılarının üstünde yer alacakmış bu yaz. Hem bu sezon çok özel bir servis kadrosu olacakmış Reşat’ın, gidile görüle, benden söylemesi :)

tek papathummPapatya Şule

Papatya ÖzgePapatya Özgepapatyaa

Knidosdscf4253Knidos tepelerinde

knidos artKnidos highKnidos art

knidos limantaş sokakkargı'da ördek

dscf4023filiztaş sofra

narpız çayıshushu bahçepsiko

Düşünde bile göremezler işler
Düşlerin gördüğü işleri

Can Yücel


Hummmm,

February 8th, 2009

Haftanın Çiçeği

Waratah(Telopea speciosissima)


waratah31

Fotoğrafın pek de hakkını veremeyeceği bazı şeyler vardır ya işte bu görkemli çiçek onlardan bir tanesi. Avustralya aborjinlerinin efsanelerinde de sıkça yer alan güçlü bir güzel, ismini de zaten burdan alıyor, anlamı güzel. ABFE kursu sırasında eğitmenimiz sık sık esansların hazırlandığı çiçeklerin resimleri gösterip hemen ardından ne hissettiğimizi soruyordu, sıra Waratah’a geldiğinde hepimize bu çiçeği bedenin hangi bölgesinde hissettiğimizi sordu, hemen hemen herkesi elleri kalbinin üstündeydi. Şifası en hızlı ve güçlü olan çiçeklerden bir tanesi, hani o çaresiz dipsiz bir kuyuda hissettiğiniz zamanlar vardır ya, kalbin kendi içine çöktüğünü hissettiğiniz zamanlar işte bu Waratah esansı bu zamanlar için. Cesaret ve azim, adapte olabilme özelliği, en önemlisi de güçlü bir inanç özelliklerini ortaya çıkartıyor. Hayatta kalabilme yetilerini destekliyor. ABFE sistemindeki en hızlı etkisini gösteren çiçek şifası olduğunu okudum kitabımda daha yeni.

Açmasını izleme şansına sahip oldum, büyük bir zevkti :) waratah

Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı

February 6th, 2009

Okumadıysanız veya hala kütüphanenizde yoksa almanız ve okumanız gereken, yaşamı ve ölümü Tibet Budizmi’nin öğretileri ışığında anlatan kalbinizi titretecek bir klasik. Batı dünyasında neredeyse bir tabu olan ölüm ve ölüm süreciyle nasıl başa çıkmamız gerektiğine dair son derece faydalı öğretiler aktarıyor Sogyal Rinpoche. Türkçesini okumadım çevirisi nasıl bilmiyorum ama İngilizce okumak isterseniz dili son derece sade ve gerçek….

http://www.rigpa.org/

tibetin-kitabi tibetanbook

Ayak yapmak

February 4th, 2009

“These feet are made for…”

"These feet are made for..."

“Succulent” cazibesi

February 1st, 2009

Dilimizde “succulent” kelimesinin karşılığı yok sanırım. Bizim daha iyi bildiğimiz kaktüs ailesinden olan bitkiler (Cactaceae familyası), hani şu dikenli olanlar. “Succulent”lar biraz daha geniş bir grup, içlerinde kaktüs bitkilerini barındırsalar da dikenli olmaları şart değil. Gövdesinde, yapraklarında veya köklerinde su biriktiren tüm bitkilere ve de bir kısım ağaca “succulent” deniyor, onlarca familyadan bitkinin “succulent” sınıfına giren üyesi var. Kurak, tropik ve de yarı tropik iklimlerde yaşanan uzun sureli susuzluklara adaptasyonlarının sonucunda şişkin yuvarlak ve kıvrım kıvrım görüntüleriyle süs bitkisi olarak kullanılıyorlar daha çok. O kadar çok çeşidi varki bu bitkilerin ve her biri de o kadar gerçeküstü bir güzelliğe sahipki… Özellikle Avustralya’da gördüklerime hayran kaldım, bereketli bahçelerin her köşesinde ayrı bir cins bana bakıyordu, ben de hayran hayran onlara. Çekingenliğimi üstümden attıktan sonra komşuların arkadaşların bahçelerinden, saksılarından, yolun kenarından (en olmadık yerlerde arabayı durdurup) yapraklar ve küçük dallar kopartıp durdum. Bunlardan sağlıklı bir bitki elde etmenin püf noktasını da söylemek lazım şimdi; koparılan parçayı hemen toprağa saplamak yerine bir hafta kadar dışarıda bekletmek gerekiyor, sonrasında parça toprağa saplandığında ve biraz sulandığında çok hızlı kökleniyor.

Succulant Garden

Byron Bay’in hemen dışında bir bahçede onlarcasını bir arada görünce dayanamadım tek tek çektim fotoğraflarını. “Alt tarafı kaktüs gibi bişey” deyip geçme, bu bitkilerde başka bir bilgelik var.

Hummmm,

January 29th, 2009

pinkbottlebrush3

Haftanın çiçeği

“Bottlebrush” (Callistemon linearis)

İsmini şeklinden alan bu çiçek aslında pek çok küçük çiçeğin bir arada uzun bir fırça oluşturmasından meydana geliyor. Australian Bush Flower Essences sisteminde sıkça kullanılan bir çiçektir. Esansının iyi geldiği olumsuz durumlar bir bakıma görüntüsüyle bağlantılı; majör yaşam değişikliklerinin ve geçiş dönemlerinin yarattığı bunalımlar ve sarsıntılarla başa çıkabilmemize yardımcı oluyor. Bu dönemler derin bir bahar temizliği gibidir ve Bottlebrush bu temizlikte kullanılır işte, geçmişi temizlemek süpürüp atmak  pinkbottlebrush2için. Bize geçiş dönemiyle başa çıkabilme yetisi verir ve de ilerleyebilme gücü. Bu dönemde çok ihtiyaç duyulan dinginlik ve sakinliği besler.

Bir duyguya, fikre, kişiye  sıkı sıkıya yapışıp kalma halinin çözülmesinde yardımcıdır, salıvermeyi destekler. Geçiş dönemlerinin en büyük sıkıntısı da bu değil midir zaten?

Bağırsak temizliklerinde, arınma süreçlerinde destekleyici olarak kullanılır.

Annelerin çocuklarına sıkı sıkıya tutunmalarını gevşetir. Anneler duyun!